Doğa

Büyük Menderes Nehri

Adını ırmak tanrısı Meandros'dan alan Büyük Menderes Afyon'un Dinar ilçesi yakınında, deniz seviyesinden bin metre yükseklikteki dağlardan doğar. Önce kuzeybatı, sonra da güney ve güney batı doğrultusunda 560 km yol alarak Miletos antik kenti yakınlarında Karina lagüner alanını oluşturarak Ege Denizi'ne dökülür.

Günümüzden 5500 yıl kadar öncesinde nehir bugün denize döküldüğü yerden takriben 70 km içerden Aydın yakınlarından denize dökülüyordu. Söke ovasının yerindeki Latmos Körfezi'nin o günkü görüntüsü ile aşağı Menderes havzasının bugünkü hali aşağıdaki haritalarda gösterilmiştir. Karina Lagünü nehrin bugün dahi dolguya devam etmekte olduğunun göstergesidir.




Bölgenin Jeomorfolojik Tarihi


Büyük Menderes Nehri'nin getirdiği alüvyonlar tarafından oluşan Söke Ovası’nın yerinde Arkaik dönemde Latmos Körfezi, körfezin kıyısında ise Myus, Priene, Miletos ve Herakleia gibi Ege’nin önemli liman kentleri bulunuyordu. Körfezin doğu kısmını oluşturan Bafa gölü de o zamanlarda “latmikos kolpos” olarak adlandırılmaktaydı. İklim koşulları, toprak ve jeomorfolojik katmanların yapısı olduğu kadar, insan etkinliklerinin neden olduğu erozyon sonucu körfez nehrin taşıdığı alüvyonlarla dolmuş, coğrafi ve sosyo ekonomik açılardan bölgede dramatik gelişmeler yaşanmıştır. Helenistik ve Roma dönemine gelindiğinde Priene ve Myus liman kenti olma niteliklerini çoktan kaybetmişlerdi. Bafa’nın, dolayısıyle Herakleia’nın denizle ilişkisinin tamamen kesilişi M.S. 50-300 yılları arasında olmuştur. Miletos ise Osmanlı döneminde henüz Balat limanı olarak kullanılmaktaydı. Bu dönemden sonra limanın dolması ve kullanılmaz hale gelmesi sonucu şehir giderek önemini yitirmiş ve terk edilmiştir.
Bugün, Bafa Gölü ve çevresinde kumullar, tombololar, kıyı kordonları, lagünler gibi jeomorfolojik açıdan önemli alanlar bulunmaktadır. Yöre, orman, çayır, kayalık, kumul, zeytinlik gibi kara ekosistemleri ile acı su gölü, akarsu, tatlı su kaynakları, acı su sazlıkları, acı ve tuzlu su bataklıkları vb. su ekosistemlerince de geniş bir çeşitliliğe sahiptir.

Dilek Yarımadası Milli Parkı


Samsun dağının Ege denizine doğru uzantısıyla şekillenen Dilek Yarımadasının jeolojik yapısı, palezoik şistler, mezozoik kalker ve mermerler ile neojen tortul kütlelerden meydana gelmiş, Menderes mastının bir parçasıdır. Yarımada kumlu, killi, yatık ve yüksek kıyı şekillerini içeren plajlarıyla ilgi çekici kıyı özelliklerine sahiptir. 1966'da Milli Park ilan edilen bölgenin özellikle kuzey kesimi ender görülen potansiyelde bitki örtüsüne sahiptir. Kuzey Anadolu ormanlık yörelerine has kestanenin, en güneye indiği, ülkemizde birkaç yerde bulunan kartopunun, Finike ardıcının küçük bir topluluk meydana getirdiği, pırnal meşesi, dallı selvilerin birlikte yetiştiği tek yerdir. Koruma altındaki türlerden Akdeniz Foku ve deniz kaplumbağaları da bu kıyılarda yaşar ve ürerler. Milli Park’ı doğudan sınırlayan Dilek Tepesi’nin eteğindeki Güzelçamlı Köyü’nün tarihi ise M.Ö. 9.-8. yy’a Panion Konfederasyonunun merkezi olduğu döneme kadar geri gider.


Flora


Göl ve civarı su ve kara bitkileri açısından zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Gölün güney yamaçları genelde zeytinlikler, kuzeydeki Beşparmak dağları ise makilik ve çam ormanları ile kaplıdır. Batı tarafındaki Söke ovasında pamuk ekilir, doğudaki düzlüklerde ise bir miktar çeltik tarlası bulunur.







Yörede 1000’in üzerinde bitki türünün var olduğu tahmin ediliyor. Çok sayıda aromatik ve tıbbi bitkinin yanı sıra, orkide türlerinden de en az 40 tanesine bu yörede rastlayabilir, Dilek Yarımadası Milli Parkı'nda ise Anadolu'ya özgü 3000 tür endemik bitkinin bir çoğunu görebilirsiniz.



Sonbaharda yağmurların başlaması ile birlikte mantarlar da kendilerini göstermeye başlar. İşte biz de o zaman dağlara çıkar mantar peşinde koşarız. Tanıyanlar için lezzet, bilmeyen ve tanımayanlar için ise bir felaket olabilir mantar avcılığı. Lütfen dikkat edin.

Fauna




Bafa Gölü bir tabiat parkı ve de bir kuş cenneti olunca bu sitede de haliyle en kapsamlı alanı yörenin asillerine ayırmak gerekiyordu; biz de öyle yapmayı uygun gördük. Karada ya da suda yaşayanlar, göçmen ya da yerleşikler olsun, yapılan gözlemlerde göl ve civarında 260 türden 55.000 kuşun barındığı ve ürediği, bunlardan bir kısmının da dünyada nesli tehlike altında olan türlerden olduğunu biliyoruz.


Bataklık Kırlangıcı, Mahmuzlu Kızkuşu, Tepeli Pelikan, Küçük Batağan, Bahri, Karaboyunlu Batağan, Karabatak, Küçük Karabatak, Boz Ördek, Elmabaş Patka ve Sakarmeke burada kışlayan başlıca türlerdendir. Göldeki adalarda Küçük Ak Balıkçıl ve Gri Balıkçıl kuluçkaya yatar. Ak Kuyruklu Kartal’ın ise göl çevresindeki ormanlarda ürediği bilinmektedir.







"Elveda güzel ihtiyarımız"
diyerek uğurladı Adelaide sakinleri onu.
83 yaşında hayata gözlerini yumdu o bugün.
1 Şubat 2014.

Toprağın bol olsun emektar flamingo.
Merak etme, buradaki kardeşlerinin üzerinde olacak gözlerimiz.

Bafa Gölü tabiat parkı içinde yaşadığı bilinen kuşların tam listesi için tıklayınız.












Göl ve çevresinde kuşların dışında da değişik türlerden türlü canlıya rastlamanız olasıdır. Hoşlanmayanları dikkate alarak böcek türlerini ya da sürüngenleri saymayalım. Bunların dışında tilki, sincap, oklukirpi, çakal, domuz vb. yaban hayvanı da yörede yaşamaktadır. Avlanma sonucu soyu tükendiği düşünülen Anadolu Parsı’nın son örneklerine ise en son 1950’li yılların sonlarında yörede rastlanmış olduğu söylenmektedir.


Balıkçılık


Zoo-plankton açısından zengin gölde 14 tür balık yaşamaktadır. Elektrik üretimi için Büyük Menderes’in yukarı havzalarında kurulan barajlar ve de Söke ovasındaki ekim alanlarının sulanması ve taşkınların önlenmesi amacı ile DSİ tarafından inşa edilen seddeler, su kanalları ve regülatörler, nehir debisinin düşmesine ve Bafa Gölü’nün Menderes nehri ile olan bağlantısınının kesilmesine neden olmuştur. Geçmişte, buharlaşma sonucu göl seviyesi düşmüş, tazelenemeyen göl suyunda tuzluluk oranı artmış ve büyük miktarda balık ölümleri meydana gelmiştir. Gölün kuzeyinde bulunan ve toplam alanları birkaç yüz hektarı bulan sığ Azap, Avşar ve Sülükür gölleri ise tamamen kurumuştur. Gölden 1987 yılında 328 ton balık yakalanırken bu miktar 1994’te 22 tona düşmüş, 700 üyeli balıkçılık kooparatifi iflas etmiş, 1996’da sadece 30 üyesi kalmıştır. Bunun üzerine Akyeniköy Beldesi, Dalyan mevkiinde ülkemizin tek şişme barajı yapılmış, ihtiyaca göre baraj şişirilerek ya da söndürülerek göle ya da ovaya su verilmeye başlanmış, Serçin ve Dalyan bölgelerinde inşa edilen iki adet kapak ile de Menderes nehrinden su sirkülasyonu sağlanmıştır. Bugün gölde kefal türlerinin yanısıra, çupra, levrek, sazan ve de bol miktarda yılan balığı bulunmaktadır.







Bafa Gölü Tabiat Parkı ekosistemini tehtid eden unsurlar


  • Büyük Menderes nehri boyunca yerleşik tarım ve sanayi kuruluşlarının nehire denetimsizce salıverdikleri atık suların göle taşınması ile meydana gelen kirlilik.
  • Söke ovasındaki tarımda kullanılan kimyasalların taşkınlar ve yağmur suları ile göle karışması.
  • Göle ve civara piknik ve de avlanma amacı ile dışarıdan gelenlerin denetlenememesi.
  • Göl çevresindeki zeytinyağı fabrikalarından göle sızan atık sular.
  • Gölün güneyine, su toplama havzası içinde kalan alanların imara açılması, özellikle de TOKİ tarafından inşa edilen toplu konutlara yakın gelecekte yerleşmesi beklenen 10.000 kişilik ilave bir nüfusun bu ekosistem için oluşturacağı tehtidler.